Fotoğraftan İnsana #02   Kadraj ve Özgürlük

Fotoğraftan İnsana #02 Kadraj ve Özgürlük

05 Ekim 2026

Kadraj ve Özgürlük

Fotoğraf çekerken çoğu zaman neyi kadraja aldığımıza bakarız. Oysa iyi bir fotoğrafçı, bir süre sonra başka bir şeyi de öğreniyor: Neyi kadrajın dışında bırakacağını.

Deklanşöre bastığımız anda her şey yerli yerindeymiş gibi görünür. Sonra fotoğrafa yeniden baktığımızda fark ederiz ki kenarda bir şey vardır. Küçük bir tabela… Gereksiz bir insan… Dikkati başka yere çeken bir dal… Belki de sadece fotoğrafın sessizliğini bozan küçücük bir ayrıntı. Bazen fotoğrafı kurtarmak için onu çıkarmamız gerekir. Kırparız.

İlk bakışta bir şey eksilmiş gibi görünür. Ama aslında fotoğraf eksilmemiştir. Gereksiz olan gitmiş, asıl olan kalmıştır. Hayatın da buna çok benzediğini düşünüyorum.

Yıllar boyunca hayatımıza insanlar giriyor. Alışkanlıklar ediniyoruz. Bazı sorumlulukları üzerimize alıyoruz. Bazılarını gerçekten istediğimiz için, bazılarını ise “böyle olması gerekiyor” diye taşıyoruz. Sonra bir bakıyoruz, kendi hayatımızın içinde kendimize yer kalmamış. Belki de mesele hayatımıza daha fazlasını eklemek değildir. Belki birazını çıkarmaktır.

Bize iyi gelmeyen bir ilişkiyi sürdürmemek… Her şeye yetişmek zorunda olmadığımızı kabul etmek… Yıllardır taşıdığımız ama artık bize ait olmayan bazı düşünceleri bırakmak… Ve bazen sadece “hayır” diyebilmek. Bunların hiçbirisi kaybetmek değil. Tıpkı fotoğrafta olduğu gibi.

Bir şeyi kadrajın dışına çıkardığımızda, onun hiç yaşanmamış olduğunu söylemeyiz. Sadece artık hikâyenin merkezinde olmadığını kabul ederiz. Belki hayatın en zor taraflarından biri de bu. Bazı şeyleri sevmiş olabiliriz. Bazı insanlara çok değer vermiş olabiliriz. Bazı alışkanlıklarla yıllar geçirmiş olabiliriz. Ama her şeyin hayatımızda kalması gerekmiyor. Çünkü bazen bir şeyin geçmişte güzel olması, bugün de hayatımızda olması gerektiği anlamına gelmiyor.

Fotoğraf makinesinin vizöründen bakarken bunu daha kolay görüyoruz. Kadraja ne kadar çok şey doldurursak, anlatmak istediğimiz şey o kadar kaybolabiliyor. Hayatta da öyle. Her şeyi tutmaya çalışırken kendimizi kaybedebiliyoruz.

Belki de arada bir hayatımızın fotoğrafını çekip ona dışarıdan bakmak gerekiyor. Şuna bakmak: Ben bu hayatın neresindeyim? Neler gerçekten bana ait? Neler sadece alışkanlık? Neleri kaybetmekten korktuğum için tutuyorum? Ve en önemlisi… Bu kadrajda artık neye yer yok?

Bazen yeni bir hayat kurmak için hiçbir şeyi değiştirmemiz gerekmiyor. Sadece biraz kırpmamız gerekiyor. Çünkü bazı fotoğraflar güzelleşmek için daha fazlasına değil, daha azına ihtiyaç duyar. Belki insan da öyledir.

                                                                                                                                                                                                                          Murat Topay

Diğer Yazılar